
Medine, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hicret ederek İslam devletini kurduğu, sahabelerin yaşadığı ve her köşesinde bir hatıra barındıran mübarek bir şehirdir. Buraya gelen her Müslüman için en önemli görevlerden biri, Resûlullah’ı (s.a.v.) saygı ve edep içerisinde selamlamaktır.
Mescid-i Nebevî’ye adım atmadan önce abdest almak ve temiz elbiseler giymek sünnettir.
İçeri girerken sağ ayakla girilir, şu dua okunur:
“Allahümme iftah li ebvâbe rahmetik” (Allah’ım, rahmet kapılarını bana aç).
Mescide girildiğinde fazla konuşmaktan kaçınılır, huzur ve sükûnet içinde olunmalıdır.
Ravza, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) kabri ile minberi arasındaki mübarek alandır ve cennetten bir bahçe olarak nitelendirilmiştir. Burada yapılan dua ve ibadetlerin fazileti büyüktür.
Kabre yaklaşıldığında yüksek sesle değil, edeple selam verilir:
“Esselâmü aleyke yâ Resûlallah” (Selam olsun sana ey Allah’ın Resûlü).
Ardından saygı ile:
“Esselâmü aleyke yâ Nebiyyallah” (Selam olsun sana ey Allah’ın Peygamberi).
Daha sonra:
“Esselâmü aleyke yâ Habîballah” (Selam olsun sana ey Allah’ın sevgilisi).
Peygamber Efendimiz’in hemen yanında Hz. Ebû Bekir’in kabri bulunur. Ona şu şekilde selam verilir:
“Esselâmü aleyke yâ Ebâ Bekr, Esselâmü aleyke yâ Halîfeter-Resûl”.
Daha sonra Hz. Ömer’in kabrine yönelinir ve selam verilir:
“Esselâmü aleyke yâ Ömer, Esselâmü aleyke yâ Fârûk”.
Kabre arka dönülmez, dua ederken yüz Kâbe’ye çevrilir.
Fotoğraf çekmekten, yüksek sesle konuşmaktan ve izdiham oluşturmaktan kaçınılır.
Selamlamanın bir “ziyaret” olduğu unutulmamalı, aşırılıktan uzak, dengeli bir edep korunmalıdır.
Mescid-i Nebevî’de bol bol namaz kılmak ve Ravza’da dua etmek tavsiye edilir.
Uhud Şehitliği, Kuba Mescidi ve Hendek Gazvesi’nin geçtiği alanlar da ziyaret edilerek dualar yapılmalıdır.
Medine’de bulunurken çevreye, halka ve görevlilere karşı güler yüzlü ve sabırlı olunmalıdır